merve yıldırım
10 Takipçi | 21 Takip
01 01 2012

:))

:)) |  görsel 1

www.blogcu.com Devamı

16 12 2011

Sen Yoksun

Sen yoksun... Bugün bir eksiklik var... Ellerim buz gibi, sen yoksun, içim öksüz... Yetim kalmış çocuklar gibiyim bugün; çocuklar elimden topumu alıyor, ben kimseye şikayet edemiyorum... Bir köşeye saklanıp ağlıyorum... Hem topum yok artık hem de sen... Yoksun... ''Sen benim diğer yarımsın...'' Laf olsun diye söylenmemişti bu sözler... Ama şimdi sen yoksun... Ruhumun, bendenimin yarısı gider sandım yokluğunla... Ama sen başlı başına beni götürdün gidişinle... Dönüşü yok biliyorum bu gidişlerin... Yolları tıkayan ben miyim??? Sorular soruyorum kendime ama sorularıma hem cevap yok hem de cevap veren sen... Sen yoksun... Yokluğun keskin bir kılıç... Kınında durduğu sürece mutluydum, o kılıç kınından çıktı sen gittin ve ben kılıcın keskinliğine dayanamadım... Sen yoksun... Ne savaşlar veriyorum yokluğunla bilemezsin... Dönsen de beni eskisi gibi bulamazsın... Sen zaten hiç dönemezsin ki... Bu savaşta yenilmek istiyorum... Bütün kalelerim zaptedilsin... İçinde seni sakladığım kaleleri ben ne yapayım sen yoksan.. Beynim hain bir oyun oynuyor bana, adına ne dedikleri umrumda olmayan bir oyun... Sonu belli, final sahnesi aynı acı... Ama senin gidişin acıların en büyüğü değil miydi??? Biliyorum bu oyunu sende oynadın zamanında... Ve kaybettin... Ama ben kaybetmek diyemem ki oyunun finaline... Sen yoksun... Sen oyunu benimle kaybettin ama ben bu oyunu ikimiz için kazanıyorum... Bulutlar üzerinde bana da yer ayır yanında Sevgilim... Çünkü sonunda sana geliyorum... >merve<. ... Devamı

11 10 2011

bitti, bitmeliydi belki....

Parçalanmış hayatlarımız bütün kalmış bir hayali kabullenemezdi Mutluluğa kurulabilecek ütopyalar için ruhumuzda beslediğimiz tebessümler, ölüm tehlikesi olan tellerde asılı kalmıştı   Bir hayat izdüşümünde son viyadükte kaybetmiştik birbirimizi Şimdi bunla yok bizi… Birbirimize kayıp olmak hayatta var olma oyunumuzdu demek ki Sen gitmeliydin Bense; gitme demekten öteye gitmemeliydim Öyle ya gitsem de dinlemezdin… Kullanılmamış tüm gülücüklerini bana bağışlıyor şimdi dünya Sense; ömründeki tüm gitmeler için “elveda”lar topluyorsun azığına Gitme diyenleri dinlememek içinse çığlıklar yerleştiriyorsun kulaklarına Oysa ben; azığında duran “elveda”lardan bihaber düşe yazmıştım tek heceye Sonra düş’e yazmıştım her yolun sonunda sana düşüşlerimi Hüzne çalan bir sonbahar vaktinde eski kitapların arasında biriktirdiğim bir yığın küflenmiş yalnızlığımla yineliyorum seni Sonra; içimin deruni çöl gecesinden sesleniyorum sana: ‘bana susacak kadar ben, konuşacak kadar sen lazım’ diyorum Sen olmuyorsun ben “sus” kalıyorum… Suskunluğum tahrip olup harflere dönüşüyor Ve ben sana dair kurduğum tüm cümleleri mahya yapıp yüreğime asıyorum İçimdeki özneliğin devam ediyor Hayatımda bu kadar önemliyken önemsiz bir edat’a dönüşmenden korkuyorum Bu yürek mizanseni bir monologdan oluşuyor; diyaloğu hiç olmayacak biliyorum Ve sen sandığım tüm hayallerini içimin hayat akordu bozulmamış yanlarına saklıyorum… Sonra gitarımın tellerine satıyorum acılarımı Acıya bulanan tellerime vurdukça parçalıyorum parmaklarımı G... Devamı

11 10 2011

eksik bir gece yarısı.....

Susmakla bitmiyor aşk Susamazsın… Eksik bir gece yarısı aklımdan sarkıp da tenine bağırdım: – dokunma artık gözlerime gözlerini bende bırakır gibi.. Ağlasaydım belki bu kadar kurak olmazdı yağmur. Sağanak halinde yaslanabilirdim intihara.. (bir neden aramıyorum) Cevapların mı yarımdı? Yoksa sorularım mı fazla? Bilmiyorum. Ama samimi değildi ellerin ne zaman düşsem seninle aynı soğuğa.. -bir provokasyon gibi kaçıyordun ilk otobüsle sonra- Ağlasaydım arkamdan isminle çağıracaklar gibiydi beni, benim lakabımdın sen kod adımız çok acil bir veda. Senin ‘kal’ demeye cesaretin yoktu, çoktu oysa benim kalmak için sebebim. Haklı olan kimdi? ne fark ederdi? İlk hangimizin aklından geçti? Bilmiyorum kim icat etti, yüzümü kestirip atan çözümsüz o denklemi: ‘bitti mi? ‘ ‘gitti mi acaba? ‘ diyerek uyandığım günlerden, ‘gelir mi? ‘ diyerek uyanacağım günlere bir geçişti son telefon mesajın: ‘altüst artık neresine dokunsam dudaklarının, neresine dokunsan bir buzul eriyor parmaklarımda..’ Sustum ben sadece inan.. Ben değildim karşıdan karşıya geçerken bakışlarından, bir kazada kaybolduğuna inanan. (seninle kaç kişiydik bilmiyorum. iki bazen, genellikle bir olamayacak kadar tek. evet bize bu şiirlerin hiç biri yetmeyecek..) Şimdi, ben çok oldum sanırım aslında sandığın kadar da sayılmam. Hep daha azdım.. Bir nefes yetmezliği sesleniyorum sana. Seni anlatabilecek bir cümle bile edemiyorum. Prefabrik kafiyelerle süslendiriyorum yerçekimini. Açık havada seni seninle aldatmanın portatif kalp atışlarını yine sana bırakıyorum Ben hiç ağlamadım oysa. Ağlasaydım emin olamazdın eminim gerçekten ağlıyor muyum ... Devamı

11 10 2011

beyaz gece...

Yıllanmış bir şarabın, Sabrının sonunu selamete bağlıyorum beyaz gecelerde.. Ben, seni şuurunu kaybetmiş bir şiirin içinden çağırırken, Sen, sahte alemlerin ‘’uçkuruna’’ kurulu aşkların, ‘’Üç kuruşluk’’ dünyasından sesleniyorsun bana.. …‘’Gelmeli miyim?’’ Sesimin sol anahtarını kaybettiğimden beri Sana söylemek istediğim şarkıların Kapısından dönüyorum. ‘’Hayat’’ adı başlığı altında, Can çekişen bir paragrafın, Açıklayıcısı olan bir dipnot olarak düşürülüyorum Birbirine aykırı cümlelerin sonuna.. Hıçkırıklarımın, iç’ kırıklarımı bastırdığı beyaz gecelerde Sırf sen uyanma, sen duyma diye Eklediğim sahte gülücüklerin, Hesabını veriyorum şimdi mutluluğa… Oysa sen hep yağmurdun sokağıma Halbuki din’(le)seydin, Anlatacaktım.. Dökecektim eteğimdeki taşları bir bir sana Hani şimdi sen yine yoksun ya Yine sensiz yol alıyorum beyaz bir gecede Uçsuz bir karanlığa.. Hem de eteğimde ki koca koca taşlarla… Adının anlamını lugatıma aldığımdan bu yana, Sana nitelenmek için kendini adayan sıfatlarımın, Suratına tükürüyor şimdi kalemim… Sana artık ne desem, Ne söylemek istesem, Aşkı yokuşa vuruyor cümlelerim.. Şimdi yine beyaz bir gecede Seni sevmelerde, Fazla mesai yapıyorum. Cenabet tasvirler üretiyorum şiirlerime.. Ne yazsam, ne söylesem, Anlatım bozukluğu oluyor şimdilerde.. Sensizlik, Nasıl anlatılabilir ki zaten doğru dürüst bir şekilde.. Ey! Olmayacak duamın öznesi.. Sus biraz, dinle beni Aşkın abdestini gözlerinin yaşından aldığımdan beri, Benden götürdüklerin bir daha dönmedi geri… Karanlığa bakıp umutlanmak, Şeytana uyup... Devamı